izlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2011 Pazar

pazar sinemam blind side.........

ben bu filmi  ilk başta amerikan futbolu hakkında bir film zannettim.
allahım ne kadar guzel bir film cıktı anlatamam. bir hayli etkilendim, bir hayli hosuma gitti.


gercek hayat hikayesi olması sebebiyle zati yarattıgı etki on yuz bin milyonla carpılıyor..

karakterleri abartılı bulmadım. ictenlikli geldiler..
sonunu da cok guzel baglamıslar kanaatimce..


aynı kenar mahalledeki benzer kosullara sahip, sporda yetenekli cocugun hayatının erken yasta bitmesi, bir silahlı catısmada oldurulmesi; bu cocugun oradan herhangi bir cocuk olabilecegi ve farklı bir yol secen, belki de farklı bir yolun onu sectigi adamın basarı ve mutluluk hikayesi..


hayat ne garip. vapurlar martılar filan.

pazar gününü keyifli olarak geçirmek isteyenler için iç ısıtıcı sıcak bir film, tavsiyemdir..........

27 Mart 2011 Pazar

kaybedenler kulübü..........




izledim ve beğendim. kaybedenler kulübü'nü bilenlerin daha çok seveceği, yine de herkesi içine alan bir film çıkmış ortaya. sıcak, samimi, doğal ve "standart"...

yayınevi sahibi olan kaan ile plak koleksiyoneri mete'nin kent fm'de yapmaya başladıkları radyo programı ve bu program ekseninde değişen hayatlar ele alınıyor filmde.

müzikler harikaydı. kaybedenler kulübü'ne sadık kalınarak, yerinde şarkılar seçilmiş. filmin 'yalnızlık ömür boyu'* şarkısı ile bitmesi de güzel bir ayrıntıydı. dilek taşı'nı da unutmayalım.




12 Şubat 2011 Cumartesi

aşk tesadüfleri sever.........

aşk tesadüfleri sever de ; bütün filmlerin istanbulda geçmesinden yola çıkarsak bir ankaralı olarak ankara konulu bir filmi izlemek çok hoşuma gitti. yönetmen günün en güzel saatlerini ve en güzel hava koşullarını kullanmış ankara'yı göstermek için.

çarpıcı değil ama tatlı mı tatlı bir film. zaten bugüne kadar kaç aşk filmi çarpıcı olabilmiş, kaç tanesi insanın kalbini yerinden sökebilmiş ki? ama gerçekten tatlı bir film; insanın ağzında bir parça eski fotoğraf tadı, bir parça ankara tadı, bir parça aşk tadı bırakıyor.. "bu kadar da tesadüf olur mu canım?" ve türevi cümlelerle tanımlanıyor ama film bu, "film çeviriyorlar" işte; belgesel değil ya bu tesadüflerin gerçekçilikleri tartışma konusu olsun.

mehmet günsür zaten yakışıklı bir adam. herifin uzun saçlı hali de yakışıklı, kısa saçlı hali de yakışıklı, sakalsız hali de yakışıklı falan filan, zaten 1-0 önde. bir de bu adama gitar çaldırarak,  motorsiklete bindirerek karizmasına karizma katmak, yakışıklılığına yakışıklılık eklemekmiştir...
mehmet günsür e olan aşkım bir kat daha artmıştır. keşke evli-mutlu-çocuklu olmasaydı dedirtti:))

5 Aralık 2010 Pazar

av mevsimi.......

filmle ilgili hiç bir yorum hiç bir fikir edinmeden gittim izlemeye. ama internette bir kaç kötü eleştiriye gözüm kaydı. bazen etkiler bu tarz yorumlar, aa evet aslında o da mümkün diye düşünürüm. ama bu film için olmadı o. çünkü izlerken tamamen içine girebildiğim, harika senaryolu, harika bir filmdi benim için.

çok nadiren olur, bazı filmlerden sonra ayağa kalkıp alkışlamak hissi olur bende sinemada, bu filmde de onu hissettim. onu yapamadım ama onun yerine bir çok seyirci gibi ekrana uzun süre bakakaldım bittikten sonra milyon tane hisle, düşünceyle.

çekimleriyle, müziğiyle, senaryosuyla yavuz turgul bu yılın, hatta belki de bi kaç yılın, en iyi türk filmini yapmış.

öncelikle cem yılmaz kendisinden beklediğimden çok daha iyisiyle karşımızda idris rolüyle.

yalnız kendisi hepimiz için cmylmz olduğu için yapılan küçük esprilerde salon baya bir güldü, çünkü onun tarafından güldürülmeyi bekliyorlardı. bir de ölüm sahnesi biraz uzun sürdü ve ben de içten içe şimdi bu adam bi hareket çekecek, bi küfür edecek ya da şaka lan şaka diye kalkıcak diye düşündüm. saçma evet.

okan yalabık ve melisa sözen zaten kendisinden beklenen oyunculukları göstermişler. çok başarılılardı. rıza kocaoğlu, bu adama kötü adam tiplemesi çok iyi gidiyor. yine o tarz bir karakterle burada da.

iki avcı şener şen ve çetin tekindor, bir filmde bir araya gelebilecek en iyi ikililerden. oyunculukları hakkında bir şey söyleyemiyorum zaten, son sahnedeki ormandaki konuşmaları filmin yapı taşı sahnelerinden biriydi. şener şen, onsuz türk sineması çok şey kaybederdi.

bu filmdeki ölümler beni fazlasıyla etkiledi. özellikle cem yılmaz'ın morgdaki haline bakmak çok zordu benim için. biraz da bu tarz kişisel yorumlamalarımdan dolayı fazlasıyla etkilendim bu filmden. pamuk karakterinin konuşmaları, söyledikleri de önemliydi benim adıma.

bir de pamuk'un odasındaki sahnede oyuncakların gölgeleriyle yapılan oyun çok harikaydı.

şu var bir de, cinayetin sebebi ceylan'ın gözükmesiyle anlaşılıyor aslında. bu biraz heyecandan kesiyor ama filmin genelini etkilemiyor.

 
özetle, muhteşem bir film, mutlaka izlenmeli.


7 Kasım 2010 Pazar

newyork 'da 5 minare....



Holywood kalitesinde süper bir film seyrettim. Özellikle ilk yarısı ve başındaki aksiyon sahneleri gerçekten Türk sinema standartlarının üzerindeydi. ABDnin İslâma bakışını, din-terör ilişkisini iyi irdelemiş ve süper bir finalle bize bu hikayeyi armağan etmişler.

 
Bir işe Türk gibi başla, İngiliz gibi devam et derler ya, Mahsunda Holywood yapımı gibi başlatıp Türk yapımı gibi devam ettirmiş filmi. Mahsun Kırmızıgülün oyunculuğu konusunda çok yorum yapamayacağım, türkücülük zamanından kalan o sert bakışını ve mizacını biraz değiştirmeli. Ama yönetmen olarak gerçekten çok iyi yolda, harika filmler çıkarıyor. Bu filmle zirve yapmış zaten, daha iyilerini de(hatta Oscara aday olabilecek yapımları da) artık ondan bekliyoruz. Mustafa Sandal iyi oyunculuk çıkarmış mı bilemedim, ama en azından sırıtmamış, ilk rolü için başarılı gibiydi. Yabancı oyuncular da hikayeye renk ve artı kalite katmış. Haluk Bilginer ve yardımcısı(Danny Glover) arasındaki diyaloglar oldukça anlamlı ve mesaj doluydu.

Filmde en büyük alkışı hakeden kişiyi ise sona bıraktım; Haluk Bilginer. Gerçekten olağanüstü bir oyunculuk çıkarmış, hikayeden daha çok onun oyunculuğuna bayıldım. Tabi ki bir büyük alkışta Mahsun Kırmızıgüle, senaryo ve yönetmenliği için.

 
Bence Türk sinemasının katettiği yolu görmek ve bizimde çok iyi filmler çıkarabildiğimizi izlemek için gidin. Bu ve benzeri filmlere destek olalım ki, yakın gelecekte daha kaliteli Türk yapımlarını hem biz hem dünya seyredebilsin.

10 Nisan 2010 Cumartesi

başka dilde aşk........

uzun zamandır seyretmek istediğim filmler arasında başka dilde aşk yer alıyordu. filmdeki asıl kızın isminin zeynep olması ve çağrı merkezi çalışanı olması (ben gibi)  öncelikle ilgimi çekti.
çağrı merkezi çalışanı olarak öncelikle filmi çok beğendim:) şaka bir yana filmin  hoşluğu ve samimiyeti yetiyor .anlatılan aşk ve o aşkı anlatma biçimi çok içten .
insaların sadece konuşarak değil, dokunarak, bakışarak aynı şeyleri hissedebileceğini çok güzel anlatmış. İşte bu gerçek aşk olsa gerek...
şu an vizyonda gösterilmiyor, ama elinize bir dvd si gelirse mutlaka izleyin.....

 
©Vintage butterfly for zeynep desing by Cns'desing